Anakent Belediyeleri ile İlçe ve İlk Kademe Belediyeleri Arasında İmar Planı Yapma Yetkisinin Paylaşımı

imar-plani-yetki

Hazırlayan

Hüseyin YILDIZ

Ankara – 2009


 

 

GİRİŞ

Anakent belediyeleri ile ilçe ve alt kademe belediyelerinin belirli alanlarda yaşadıkları yetki ve göreve ilişkin sorunlar ve sürtüşmeler pek çok kez hem kent yaşamı içerisinde hem de medya organlarında yer alan haber ve yorumlarda karşımıza çıkmaktadır. Bu sorun alanlarından birini de imar planı yapma konusunda yaşanan yetki paylaşımı konusu oluşturmaktadır.

Anakent belediyeleri ve ilçe ve alt kademe belediyeleri arasında yaşanan bu sorunlar sadece gazete haberi olmamakta aynı zamanda idari yargıya da taşınarak çözüm bulunmaya çalışılmaktadır. Bu çalışmada öncelikle mevzuat ışığında anakent belediyeleri ile ilçe ve alt kademe belediyelerinin planlama konusundaki yetkileri ortaya konulmaya çalışılacak daha sonra ise idari yargıda dava konusu olmuş olan güncel sorunlara ilişkin mahkeme kararlarına yer verilerek bu örnekler ışığında konunun daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunulmaya çalışılacaktır.

1.  3194 SAYILI İMAR KANUNUNDA BELEDİYELERİN PLAN YAPMA YETKİSİ

Belediyelerin plan yapma konusundaki yetkilerini incelemeye öncelikle 3194 sayılı İmar Kanunu ile başlamak gerekmektedir. 3194 sayılı İmar Kanununun 8/b maddesinde, mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planlarının ilgili belediyelerce yapılacağı veya yaptırılacağı, belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe gireceği, bir aylık ilan süresi içerisinde planlara yapılan itirazların belediye meclisince onbeş gün içinde incelenerek kesin karara bağlanacağı, onaylanmış planlarda yapılacak değişikliklerin de bu usullere tabi olduğu hükme bağlanmıştır. Bu itibarla belediyelerin sınırları içerisinde kalan yerlerle ilgili plan yapma yetkisi esas olarak 3194 sayılı Kanuna dayanmaktadır.

2. 5216 SAYILI BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ KANUNUNDA PLAN YAPMA YETKİSİ

Anakent belediyelerinin imar planı yapma konusundaki yetkilerini ortaya koyabilmek bakımından bakılması gereken ikinci yasal düzenleme 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunudur. 5216 sayılı Kanunu’nun 7. maddesinin (b) bendinde;

Çevre düzeni planına uygun olmak kaydıyla,

  1. Büyükşehir belediye ve mücavir alan sınırları içinde 1/5.000 ile 1/25.000 arasındaki her ölçekte nazım imar planını yapmak, yaptırmak ve onaylayarak uygulamak;
  2. Büyükşehir içindeki belediyelerin nazım plana uygun olarak hazırlayacakları
    • Uygulama imar planlarını,
    • Bu planlarda yapılacak değişiklikleri,
    • Parselasyon planlarını ve
    • İmar ıslah planlarını aynen veya değiştirerek onaylamak ve uygulanmasını denetlemek;
  3. Nazım imar planının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde uygulama imar planlarını ve parselasyon planlarını yapmayan ilçe ve ilk kademe belediyelerinin uygulama imar planlarını ve parselasyon planlarını yapmak veya yaptırmak

büyükşehir belediyelerinin görevleri arasında sayılmıştır.

5216 sayılı Kanunun Geçici 1. maddesinde de büyükşehir belediyelerinin, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren en geç iki yıl içinde büyükşehrin 1/25.000 ölçekli nazım imar planlarını yapacakları veya yaptıracakları hüküm altına alınmıştır.

Bu hale göre büyükşehir kapsamında olan ilçe ve ilk kademe belediyelerinin sadece uygulama imar planlarını yapmaya yetkileri bulunmaktadır. Büyükşehir dışında kalan ilçe ve ilk kademe belediyeleri ise nazım ve uygulama imar planlarını yapacaklardır. Büyükşehir belediyelerinde, uygulama imar planlarını yapma yetkisi, ilçe ve ilk kademe belediyelerine aittir. Bu planlar, 1/1000 uygulama imar planı, ilave imar planı, revizyon imar planı, mevzi imar planı gibi planlardır.

Mülga 3030 sayılı Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunun 6/A maddesinin (b) bendinde, ilçe belediyelerin nazım plana uygun olarak hazırlayacakları tatbikat imar planlarının onaylanması ve uygulanmasını denetlemek görevi büyükşehir belediyelerine verilmiş, aynı Kanunun 14.maddesinde de, büyükşehir ve ilçe belediye meclisince alınan bütün kararların büyükşehir belediye başkanına gönderileceği, büyükşehir belediye başkanının konunun meclislerde tekrar görüşülmesini isteyebileceği hükmüne yer verilmişti. Başka bir deyişle, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunundan önce Büyükşehir belediyeleri, alt belediyelerin imar planlarını onaylamak ya da iade etmek yetkisi bulunmaktaydı.. Buna göre büyükşehir belediye başkanı konunun meclislerde tekrar görüşülmesini isteyebiliyordu. Meclisler kararlarında ancak 2/3 çoğunlukla ısrar edebiliyor ve bu hallerde meclis kararı kesinleşmiş oluyordu. 5216 sayılı yasanın 7/b maddesine göre ise, Büyükşehir belediyelerine alt belediyelerin nazım imar planına uygun olarak hazırlayacakları uygulama imar planlarını, bu planlarda yapılacak değişiklikleri “aynen veya değiştirerek onaylamak ve uygulanmasını denetlemek” olup, bunların dışında büyükşehir belediyelerinin, ilçe (alt) belediyelerin nazım imar planına uygun olarak hazırlayacakları uygulama imar planları ile uygulama imar planı değişikliklerini reddetme yetkileri bulunmamaktadır.[1] Aynı düzenleme ile parselasyonlarda da parselasyon planlarını onaylama yetkisi verilmiştir.

Büyükşehir belediyesince hazırlanan nazım imar planının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde ilçe ve alt kademe belediyelerince imar planı ve parselasyon planı yapılmadığı takdirde nazım imar planı kapsamında bulunan sahanın uygulama imar planını ve parselasyon planlarını yapma yetkisi büyükşehir belediyesine geçmektedir. Bu şekilde bir düzenleme getirilerek uygulama imar planlarının yapılmasının belirli bir süreye tabi tutulması, imar planlamasından beklenen yararın gerçekleşmesi için gerekli bir değişikliktir. Ancak, anılan plan ve parselasyon yetkisi büyükşehir belediyesine verilirken bu işlerin yapılması için bir süre öngörülmemiştir. Böyle bir durumda, ilçe ve alt kademe belediyeleri aleyhine bir durum söz konusu olmaktadır. Çünkü büyükşehir belediyelerince plan ve parselasyon yetkisi kendilerine geçmesinden itibaren bu işleri yapmaması halinde, Büyükşehir belediyelerini uygulama imar planı ve parselasyon planını yapmaları için zorlamak da mümkün değildir. Yine bu kuralın yasadan doğmuş olması nedeniyle bir yıllık süre sonunda ilçe ve alt kademe belediyelerin yetkileri de ortadan kaldırılmış bulunmaktadır.

Aynı Kanunun 7/c maddesinde ise “Kanunlarla Büyükşehir belediyesine verilmiş görev ve hizmetlerin gerektirdiği proje, yapım, bakım ve onarım işleriyle ilgili her ölçekteki imar planlarını, parselasyon planlarını ve her türlü imar uygulamasını yapmak ve ruhsatlandırmak, 20.7.1966 tarihli ve 775 sayılı Gecekondu Kanununda belediyelere verilen yetkileri kullanmak” da Büyükşehir belediyelerinin görevleri ve sorumlulukları arasında sayılmıştır. Bu hükme göre ise Büyükşehir belediyesine verilmiş görev ve hizmetlerin gerektirdiği proje, yapım, bakım ve onarım işleriyle ilgili her ölçekteki imar planlarının yapılması Büyükşehir belediyesinin görevleri arasına alınmıştır. Bu yetki ile ilçe ve alt belediyelerin imar planı yapma yetkisi kaldırılmış bulunmaktadır. Ancak bu yetkinin kullanılması için imar planı yapılacak alanın Büyükşehir belediyesine verilmiş görev ve hizmetlerin gerektirdiği proje, yapım, bakım ve onarım işleriyle ilgili bir alan olması gerekmektedir.

3030 sayılı Kanunun yürürlükte olduğu dönemde tartışmalı konulardan birini de imar planlarının büyükşehir belediyesince hangi süre içinde onaylaması gerektiği hususuydu.. 3030 sayılı Kanunun 14 üncü maddesine göre “büyükşehir ve ilçe belediye meclislerince alınan bütün kararlar büyükşehir belediye başkanına gönderilir. Büyükşehir belediye başkanı konunun meclislerde tekrar görüşülmesini isteyebilir. Meclisler kararlarında ancak 2/3 çoğunlukla ısrar edebilirler ve bu hallerde meclis kararı kesinleşmiş olur”. Söz konusu düzenlemede büyükşehir belediye başkanının meclis kararlarını inceleme süresi belirtilmemiştir.[2] 5216 sayılı Kanun, süre konusunda belirsizliği ortadan kaldıran yeni bir düzenleme getirmiştir. Kanunun 14 üncü maddesinin birinci fıkrasında “Büyükşehir belediye başkanı, hukuka aykırı gördüğü belediye meclisi kararlarını, yedi gün içinde gerekçesini de belirterek yeniden görüşülmek üzere belediye meclisine iade edebilir.” hükmüne yer verilmiş ve ikinci fıkrasında da “Yeniden görüşülmesi istenilmeyen kararlar ile yeniden görüşülmesi istenip de büyükşehir belediye meclisi üye tam sayısının salt çoğunluğuyla ısrar edilen kararlar kesinleşir.” düzenlemesi yer almıştır. İmara ilişkin kararların kabul prosedürü 14 üncü maddenin son fıkrasında düzenlenmiştir. Buna göre, “Büyükşehir kapsamındaki ilçe ve ilk kademe belediye meclisleri tarafından alınan imara ilişkin kararlar, kararın gelişinden itibaren üç ay içinde büyükşehir belediye meclisi tarafından nazım imar planına uygunluğu yönünden incelenerek aynen veya değiştirilerek kabul edildikten sonra büyükşehir belediye başkanına gönderilir.(Ek cümle: 06/03/2008-5747 S.K./3.mad.) Üç ay içinde büyükşehir belediye meclisinde görüşülmeyen kararlar onaylanmış sayılır.”

3030 sayılı Kanunun ıslah imar planlar ile ilgili herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiş iken 5216 sayılı Kanunda ıslah imar planları ile ilgili bir hükme yer verilerek bu konuya açıklık getirmiştir. 5216  sayılı Kanunun 7 nci maddesinin (b) bendinde imar ıslah planlarını aynen veya değiştirerek onaylamak ve uygulanmasını denetlemek yetkisi büyükşehir belediyelerine verilmiştir. Bu durumda, ıslah imar planlarının yürürlüğe girebilmesi için artık büyükşehir belediyelerinde de sadece ilçe belediye meclislerinin kabulü yeterli olmayacak, bu planların büyükşehir belediye meclisince de aynen veya değiştirilerek onaylanması gerekecektir. Danıştay 5216 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden önce yargıya intikal eden bu konuya farklı bir açıdan yaklaşmıştır. Danıştay, büyükşehir belediye başkanlarına ilçe belediyelerince onaylanan ıslah imar planlarının değiştirilerek onanması konusunda 3030 sayılı Kanunda yetki verilmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar veren idare mahkemesinin kararını bozmuş ve bozma karında 3030 sayılı Yasanın 14. maddesinde, büyükşehir belediye başkanının ilçe belediyeleri arasında hizmetlerin yürütülmesinde birlik ve beraberliği sağlamakla görevli olduğunu dava konusu işlemin ilçe belediyeleri arasında ve hatta aynı ilçe sınırları içerisindeki farklı uygulamaların giderilmesi için tesis edildiğini belirtmiştir.[3]

Bahsedilen 7/c maddesine dayanılarak yapılan imar planlarının kapsadığı alanların imar uygulamaları da Büyükşehir belediyeleri tarafından yapılacaktır. İmar planı ve imar uygulaması sonucu oluşan imar parselleri üzerine yapılacak yapı ile ilgili ruhsat verme işlemleri de büyükşehir belediyelerine ait olacaktır.

5216 sayılı Büyükşehir Belediyeleri Kanununun 7 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre, Büyükşehir belediyeleri, birinci fıkranın (c) bendinde belirtilen yetkilerini, imar planlarına uygun olarak kullanmak ve ilgili belediyeye bildirmek zorundadır. Büyükşehir belediyeleri bu görevlerden uygun gördüklerini belediye meclisi kararı ile ilçe ve ilk kademe belediyelerine devredebilir, birlikte yapabilirler.

5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile imar yönünden getirilen bu düzenlemeler genel olarak değerlendirildiğinde, Büyükşehir belediyelerine çok geniş yetki tanınmış bulunmaktadır. Görev ile ilgili olarak yapılacak bir hizmet için gerekli nazım imar planı yapma yetkisi kendisinde olan büyükşehir belediyeleri, bu hizmeti yerine getirebilmek için uygulama imar planını ve imar uygulamasını yapma yetkisine de sahip duruma gelmiştir. Ruhsatlandırma yetkisinin de büyükşehir belediyelerine ait olduğu düşünüldüğünde, ilçe ve alt belediyelerin büyükşehir belediyelerine engel olmaması açısından böyle bir düzenlemeye gidildiği anlaşılmaktadır.

5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 7/b maddesinde, çevre düzeni imar planına uygun olmak kaydıyla, Büyükşehir belediyesi belediye ve mücavir alan sınırları içinde 1/5.000 ile 1/25.000 arasındaki her ölçekte nazım imar planını yapmak, yaptırmak ve onaylayarak uygulamak, Büyükşehir belediyesinin görevleri ve sorumlulukları arasında yer almıştır. 3030 sayılı Kanunun yürürlükte olduğu dönemde Kanunun 6 ncı maddesinin A fıkrasının (b) bendinde imar planlarının ölçeği hakkında yer almamış olmasına rağmen Danıştay’ın büyükşehir belediyelerinin 1/5.000 ölçekli nazım imar planı yapmak ve 1/1.000 ölçekli uygulama imar planı onaylamak dışında yetkisinin olmadığı yönünde kararı bulunmaktaydı.[4]

Büyükşehir belediyesinin imar denetim yetkisi başlıklı 11. madde de ise,

“Büyükşehir belediyesi, ilçe ve ilk kademe belediyelerinin imar uygulamalarını denetlemeye yetkilidir. Denetim yetkisi, konu ile ilgili her türlü bilgi ve belgeyi istemeyi, incelemeyi ve gerektiğinde bunların örneklerini almayı içerir. Bu amaçla istenecek her türlü bilgi ve belgeler en geç onbeş gün içinde verilir. İmar uygulamalarının denetiminde kamu kurum ve kuruluşlarından, üniversiteler ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarından yararlanılabilir.

Denetim sonucunda belirlenen eksiklik ve aykırılıkların giderilmesi için ilgili belediyeye üç ayı geçmemek üzere süre verilir. Bu süre içinde eksiklik ve aykırılıklar giderilmediği takdirde, büyükşehir belediyesi eksiklik ve aykırılıkları gidermeye yetkilidir.

Büyükşehir belediyesi tarafından belirlenen ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapılar, gerekli işlem yapılmak üzere ilgili belediyeye bildirilir. Belirlenen imara aykırı uygulama, ilgili belediye tarafından üç ay içinde giderilmediği takdirde, büyükşehir belediyesi 3.5.1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununun 32 ve 42 nci maddelerinde belirtilen yetkilerini kullanma hakkını haizdir. Ancak 3194 sayılı Kanunun 42 nci madde kapsamındaki konulardan dolayı iki kez ceza verilemez.” hükmüne yer verilmiştir.

Denetim yetkisi; konu ile ilgili her türlü bilgi ve belgeyi istemeyi, incelemeyi ve bunların örneklerini almayı içermektedir. Denetim yetkisi kullanılırken, kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarından yardım alınabilecektir. Denetimin ardından saptanan eksiklik ve aykırılıklar ilgili belediyece üç ay içinde giderilmediği takdirde, büyükşehir belediyesi eksiklik ve aykırılıkları gidermeye yetkili olacaktır. Bu yetki, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 32. maddesinde düzenlenen inşaatın durdurulması, ruhsatın iptali veya yıkım ile 42. maddesinde düzenlenen para cezası verme konularını da içermektedir.[5] 3.3.2004’te Başbakanlık tarafından TBMM’ne gönderilen “Büyükşehir Belediyeleri Kanun Tasarısı ve Gerekçesi”de bu düzenlemenin; büyükşehir sınırları içinde belediyeler arasında imar yetkilerinin paylaşımında açıklık bulunmaması ve büyükşehir belediyelerine kaçak yapılaşma ile mücadele konusunda etkin ve uygulanabilir yetkiler verilmemiş olması nedeniyle ortaya çıkan imar sorunlarının çözümünü sağlayacağı vurgulanmaktadır.[6]

3. 5393 SAYILI BELEDİYE KANUNUNDA PLAN YAPMA YETKİSİ

Anakent belediyelerinin imar planı yapma konusundaki yetkilerini ortaya koyabilmek bakımından bakılması gereken üçüncü yasal düzenleme ise 5393 sayılı Belediye Kanunudur. 5393 sayılı Kanunun 18. maddesinde belediye meclisinin görev ve yetkileri sıralanmış ve söz konusu maddenin (c) bendinde “Belediyenin imar planlarını görüşmek ve onaylamak, büyükşehir ve il belediyelerinde il çevre düzeni planını kabul etmek. Belediye sınırları il sınırı olan Büyükşehir Belediyelerinde il çevre düzeni planı ilgili Büyükşehir Belediyeleri tarafından yapılır veya yaptırılır ve doğrudan Belediye Meclisi tarafından onaylanır” hükmüne yer verilmiştir.

4. ANAKENT BELEDİYELERİ İLE İLÇE BELEDİYELERİNİN PLANLAMA YETKİLERİNİN KULLANIMINA İLİŞKİN GÜNCEL DAVALAR

a. Yer Yönünden Yetkiye İlişkin Karar:

Yenimahalle Belediye Başkanlığının Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığına ve Keçiören Belediye Başkanlığına karşı açtığı davada yüksek mahkeme, Keçiören Belediye Başkanlığının Yenimahalle Belediyesi sınırları içinde kalan bir bölümü 1/1000 ölçekli imar planı kapsamında planlaması konusunda İmar Kanunu, imar planlarının yapılması hususunda ilgili idarenin yetkisini yer yönünden sınırlandırmış bulunduğuna ve buna göre, belediyelerin kendi sınırları dışında, bir başka belediye sınırlarındaki alanları kapsayacak biçimde imar planı yapmaları mümkün olmadığına ve Keçiören Belediyesinin, Yenimahalle Belediyesi sınırlarındaki bir alanı da kapsayacak biçimde yaptığı uyuşmazlık konusu imar planında yetki yönünden hukuka uyarlık bulunmadığına hükmetmiştir.[7]

b. Büyükşehir Belediyesi Tarafından Uygulama İmar Planının Reddedilemeyeceğine İlişkin Karar:

Çankaya Belediye Başkanlığının Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığına karşı açtığı davada Çankaya Belediye Meclisinin kararı ile uygun görülen 1/1000 ölçekli imar planı değişikliğinin onaylanmayıp reddine ilişkin Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi kararının iptali istemiyle açılan davada mahkeme,

  • 5216 sayılı 7/b maddesinde, büyükşehir içindeki belediyelerin nazım plana uygun olarak hazırlayacakları uygulama imar planlarını, bu planlarda yapılacak değişiklikleri aynen veya değiştirerek onaylamak ve uygulanmasını denetlemek Büyükşehir Belediyesinin görevleri arasında sayıldığı, aynı Kanunun 14. maddesinin son fıkrasında da, “Büyükşehir kapsamındaki ilçe ve ilk kademe belediye meclisleri tarafından alınan imara ilişkin kararlar, kararın gelişinden itibaren 3 ay içinde büyükşehir belediye meclisi tarafından nazım imar planına uygunluğu yönünden incelenerek aynen veya değiştirilerek kabul edildikten sonra büyükşehir belediye başkanına gönderilir.” hükmünün yer aldığı belirtilmiş,
  • 5216 sayılı Kanun hükümlerinde düzenlendiği üzere, Büyükşehir Belediyelerinin, Büyükşehir içindeki belediyelerin nazım planına uygun olarak hazırlayacakları uygulama imar planlarını, bu planda yapılacak değişiklikleri, parselasyon planlarını ve imar ıslah planlarını aynen veya değiştirerek onaylama yetkisine sahip olduklarının görüldüğü,
  • Uyuşmazlık konusu olayda ise, 1/1000 ölçekli imar planı değişikliğine ilişkin Çankaya Belediye Meclisinin kararının, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından 5216 sayılı Yasa gereğince aynen veya değiştirilerek onaylanması mümkün iken, bu şekilde bir karar alınmaksızın söz konusu imar planı değişikliğinin Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin kararı ile reddedildiği anlaşıldığından, dava konusu işlemde şekil yönünden hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle iptaline karar vermiştir.[8]

c. İlçe Belediye Meclisinin Plan Değişikliği ile İlgili Kararında Israr Edemeyeceğine İlişkin Karar:

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığının Çankaya Belediye Başkanlığına karşı açtığı davada Çankaya İlçesi Bağcılar Mahallesi ve Kırkkonaklar Mahallesinde bazı parselleri kapsayan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği hakkındaki Meclis kararında ısrar edilmesini öngören Çankaya Belediye Meclis kararının iptali istemiyle açılan davada mahkeme,

  • Çankaya İlçesi Bağcılar Mahallesi bazı parselleri kapsayan plan değişikliğinin üst ölçekli planın ana gelişme kararlarına uygun olması gerektiği imar planlarının kademeli birlikteliği ilkesine ve şehircilik ilke ve esasları ile planlama esaslarına uygun bulunmadığından ısrar edilmesini öngören Çankaya Belediye Meclisi kararında hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle iptaline karar vermiştir.[9]

d. Kentsel Dönüşüm Alanı Sınır Tespiti ile İlgili Karar:

Çankaya Belediye Başkanlığının Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı karşı açtığı davada Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin Çankaya İmrahor Vadisi I. Etap (Büyük Esat) Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanına ilişkin 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar plan değişikliklerinin onayına dair işleminin iptaline ilişkin davada mahkeme,

  • Uyuşmazlığa konu alana ilişkin 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planlarının onaylanmadan önce Kırkkonaklar-Büyük Esat vadisinin İmrahor Vadisi Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı kapsamına alınmasına ilişkin Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 18.8.2006 gün ve 2024 sayılı kararına karşı Ankara 10. İdare Mahkemesi’nde dava açıldığı,
  • Açılan davada yaptırılan bilirkişi incelemesinde; dava konusu proje bölgelerinin kentsel dönüşüme tabi bir yer olma niteliklerinin bulunmadığı, bu alanda kentsel dönüşüm sınırı ilan edilmesi işleminin 5393 sayılı Belediye Kanununun kentsel dönüşüm ve gelişim alanları ile ilgili 73. maddesine aykırılık taşıdığı, bu alanda Kanunun bu maddesinin büyük ölçekli bir kent parkı oluşturmak gibi “kentsel gelişim projesi” uygulanması için kullanılmasına, mevcut diğer kanunların ve uygulama araçlarının yeterli olması nedeniyle gerek bulunmadığı tespitlerine yer verilmiştir. Belediye Meclis Kararı ile bu karara dayanak olan 1/5.000 ölçekli İmrahor Vadisi Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı sınır tespitine ilişkin sayılı Belediye Meclis kararında planlama ilkelerine, şehircilik esaslarına ve kamu yararına uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle 17.7.2007 tarih ve E. 2006/2387, K.2007/1491 sayılı kararla iptal edildiği,
  • Dava konusu alana ilişkin Belediye Meclis Kararı ile bu karara dayanak olan sınır tespitine ilişkin Belediye Meclis kararının Ankara 10.İdare Mahkemesince iptal edilmiş olması karşısında, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli plan değişikliklerinin dayanağının yani gerekçesinin ortadan kalktığı, ayrıca plan değişikliğini zorunlu kılacak bir durumun bulunduğu hususunun davalı idarece ortaya konulmadığı dosyadaki belgelerden anlaşılmakla dava konusu Belediye Meclis kararında hukuka uygunluk görülmediğine hükmetmiş ve dava konusu işlemi iptal etmiştir.[10]

e. Nazım İmar Planlarının Genel Kararlar Ortaya Koyması Gerektiğine İlişkin Karar:

Çankaya Belediye Başkanlığının Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığına karşı açtığı davada Söğütözü, Eskişehir yolu kuzeyi kamuya ait olan ve sosyal kültürel ticaret merkezi kullanımlı parselin, konumu ve bölge ihtiyacı dikkate alınarak mevcut imar durumuyla kreş alanı olarak düzenlenmesine ilişkin Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 1/5000 ölçekli nazım imar plan değişikliği işleminin iptali istemiyle açılan davada mahkeme,

  • İmar planları; ülke, bölge ve kent verilerine göre konut, çalışma, ulaşım gibi kentsel işlevler ile sosyal ve kültürel gereksinimleri varolan ya da sağlanabilecek olanaklar ölçüsünde en iyi biçimde yerine getirmek ve bölge halkına iyi yaşama düzeni ve koşulları sağlamak amacıyla kentin gelişmesi de göz önünde tutularak hazırlanır ve koşulların zorunlu kıldığı biçimde ve zamanda yasalarda öngörülen yöntemlere uygun olarak değiştirilebileceği ve imar planlarının yargısal denetiminde de, bütün bu hususlara uyulup uyulmadığının, taşınmazın yer, büyüklük, konum ve işlevi açısından imar planında ayrıldığı amaca, şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve yararı açısından uygun olup olmadığının incelenmesi gerektiği tespitlerinde bulunmuş,
  • Yaptırılan bilirkişi incelemesinde yapılan 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin parsel bazında ve noktasal olarak yapıldığı, bu durumun planlama esaslarına, şehircilik ilkelerine ve imar mevzuatına aykırı olduğu belirtilmiş ve nazım imar planlarının yol gösterici, alt ölçek planların hazırlanmasına dayanak sağlayan genel kararlar ortaya koyan planlar olması gerektiği vurgulanmış
  • Söz konusu alanın AOÇ Sit Alanı ile Eskişehir Yolu arasında kalan bölgede yer aldığı ve davanın konusunu oluşturan planlarda koruma alanının dikkate alınmadığı ve AOÇ Koruma Amaçlı İmar Planına dahil edilmeyerek Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kuruluna da sorulmadığı ifade edilmiştir.
  • Söz konusu parselin, konumu ve bölge ihtiyacı dikkate alınarak mevcut imar durumuyla kreş alanı olarak düzenlenmesine ilişkin Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 1/5000 ölçekli nazım imar plan değişikliği işleminin kamu yararı, şehircilik ilkeleri ve planlama tekniklerine aykırı olduğu sonucuna varılmış ve tesis edilen dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata uyarlık görülmediğine hükmetmiştir.[11]

f. Planlama Kademelenmesi ile İlgili Kararlar:

  • Çankaya Belediye Başkanlığının Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığına karşı Çankaya İlçesinde bulunan Kolej Köprülü Kavşağı Uygulama Projesine ilişkin 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğini onaylayan Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi kararının iptali istemiyle açılan davada mahkeme,
    • 3194 sayılı İmar Kanununun 8 maddesinde düzenlenen planlama kademelenmesi ve hiyerarşisinden bahsedilmiş ve İmar planlarının planı yapılan yörenin mevcut durumunun, olanaklarının ve ilerideki gelişmesinin gerçeğe en yakın biçimde saptanabilmesi için, coğrafi veriler, beldenin donatımı, mali, sosyal, kültürel ve ticari yönden kullanılışı gibi konularda yapılacak anket, araştırma ve incelemeler sonucu elde edilecek bilgiler esas alınarak hazırlanması gerektiği vurgulanmış,
    • Yaptırılan bilirkişi incelemesinde de çağdaş ulaşım politikaları açısından, katlı kavşakların ve benzeri yüksek yatırımlı projelerin kentlerde kaçınılması gereken ve diğer bütün çözümler tükendiğinde başvurulacak son çare olduğu, bir noktada katlı kavşak yapımına kent bütününü gözeten ulaşım ana planı bazında yaklaşılması gerektiği, kentte ulaşım ana planında öngörülenden farklı gelişmeler meydana gelmesi halinde, ulaşım kararlarında değişiklik yapılması için sezgisel karar verilmesi yerine plan sürecinin yeniden işletilmesi gerektiği ifade edilerek 1992 tarihli “Ankara Ulaşım Ana Planı”nda 2015 yılı için Kolej Kavşağı’nda, bir katlı kavşak öngörülmediğine dikkat çekilerek söz konusu katlı kavşağın yapımına karar verilirken ulaşım planlama tekniklerinin göz ardı edildiği belirtilmiştir.
    • Söz konusu köprülü kavşak Uygulama Projesine ilişkin 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin onaylanmasına ilişkin Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi kararında hukuka ve mevzuata uyarlık görülmeyerek işlemin iptaline hükmetmiştir.[12]
  • Çankaya Belediye Başkanlığının Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığına karşı Güneydoğu Ankara İmrahor Köyü Güneyi 1/5000 ölçekli Revizyon Nazım İmar Planının onandığı Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin kararının iptali istemiyle açtığı davada mahkeme,[13]
    • İmar planlarının; ülke, bölge ve kent verilerine göre konut, çalışma, ulaşım gibi kentsel işlevler ile sosyal ve kültürel gereksinimleri var olan ya da sağlanabilecek olanaklar ölçüsünde en iyi biçimde yerine getirmek ve bölge halkına iyi yaşama düzeni ve koşulları sağlamak amacıyla kentin gelişmesi de göz önünde tutularak hazırlanır ve koşulların zorunlu kıldığı biçimde ve zamanda yasalarda öngörülen yöntemlere uygun olarak değiştirilebileceği görüşü belirtilmiş,
    • Yaptırılan bilirkişi incelemesinde Büyükşehir belediyesinin Ankara’nın birçok yerinde Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanlarını gündeme getirerek mevzuatın verdiği olanakla da, ilçe Belediyelerin yetkisinde olan 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarını Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanları için hazırlamakta olduğuna, 5393 sayılı Kanunun 73 üncü maddesinde kentsel dönüşüm ile “eskiyen kent kısımları”nın yenilenmesi hedeflenmekteyken yaşanan süreçte yasadaki tanıma ve kentsel dönüşümün anlamına uymayan yeni gelişmelerin ortaya çıktığının görüldüğü ifade edilmiştir.
    • Söz konusu incelemede ayrıca, dava konusu planın hem üst ölçekli planın (1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planı) gereklerini yerine getirmediği, davalı idarenin bu konu ile ilgili savının dayanağı olan 5216 sayılı yasanın 7. maddesinin “c” bendinin kentsel dönüşüm konusunu tanımlamadığı görüşlerine yer verilmiştir.
    • Daha önce verilen iptal kararı gerekçelerine uyulmaması, alanın Kentsel Gelişim ve Dönüşüm Projesi niteliğinde bulunmaması tarım alanı niteliğinde olan bölgenin bu özelliğinin dikkate alınmaması, üst ölçekli plana uygun olmaması dikkate alınarak söz konusu işlemde hukuka ve mevzuata uyarlık görülmemiş ve yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmiştir.

g. Uygulama İmar Planı Yapımı Konusunda Yetki ile İlgili Karar:

Çankaya Belediye Başkanlığının Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığına karşı Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin Kolej Kavşağına ilişkin alternatif 1/5000 ölçekli nazım imar ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile ilgili kararının iptali istemiyle açılan davada yürütmenin durdurulması istemiyle açtığı davada mahkeme,

  • Ankara 7. İdare Mahkemesinin yukarıda bahsedilen kararında yer alan “imar planlarının, planı yapılan yörenin mevcut durumunun, olanaklarının ve ilerideki gelişmesinin gerçeğe en yakın biçimde saptanabilmesi için, coğrafi veriler, beldenin donatımı, mali, sosyal, kültürel ve ticari yönden kullanılışı gibi konularda yapılacak anket, araştırma ve incelemeler sonucu elde edilecek bilgiler esas alınarak hazırlanması” gerektiği hususuna değinmiş,
  • Daha önce idare mahkemelerinde görülen davalarda yaptırılan bilirkişi incelemelerinde yer alan görüşlere yer verilmiş ve davalı idarenin projede yaptığı değişikliklere dayanarak aldığı alternatif 1/5000 ölçekli nazım imar ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin kararının bilirkişi raporları il daha önce tespit edilmiş olan aykırılıklar giderilmeden alındığı,
  • Ayrıca, 5216 sayılı büyükşehir belediyesinin görev, yetki ve sorumluluklarının tanımlandığı Kanun’un 7. maddesinde, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı yapma yetkisinin büyükşehir belediyelerinde olduğuna ilişkin bir ibarenin yer almadığı, anılan maddenin (b) fıkrasında, büyükşehir belediyesi tarafından hazırlanıp onanan nazım imar planının (1/5000 – 1/25.000 ölçeklerinde) yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde, ilçe belediyesi tarafından uygulama imar planı (1/1000 ölçeğinde) yapılmaması durumunda uygulama imar planı yapma yetkisinin büyükşehir belediyesine tanınabileceği yer almakta olup, dava konusu işlem değerlendirildiğinde, ilçe belediye meclisinin nazım imar planı yapıldıktan sonra 1 yıl içinde 1/1000 ölçekli uygulama imar planını yapmaması durumunda Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’nin söz konusu planı yapabileceği dolayısıyla Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’nin 1/1000 ölçekli uygulama imar planını yapma yetkisini kullanmasını sağlayacak bir durumun oluşmadığı görülmekle, dava konusu işlemin 1/1000 ölçekli uygulama imar planına ilişkin değişiklik yapılması kısmında da yetki yönünden hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçelerine dayanılarak dava konusu işlemin yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmiştir.[14]

SONUÇ

2002 yılı sonrasında kamu yönetimi alanında yürütülmüş olan yeniden yapılanma çalışmalarında yerel yönetimlerin güçlendirilmesi iddiası önemli bir yer işgal etmiştir. Bu dönemde 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ve 5393 sayılı Belediye Kanunu mevzuatımıza girmiştir. Söz konusu çalışmalar kapsamında dile getirilen yerel yönetimlerin güçlendirilmesi iddiası anakentlerde ilçe ve ilk kademe belediyelerini kapsamamaktadır. Anakent alanlarında gerçek yerel yönetimler olan ilçe ve alt kademe belediyeleri dışlanmış ve bu alanlarda işlevler üstlenen farklı aktörler arasında işbirliği, paylaşım ve katılım mekanizmalarının geliştirilmesi yerine gelişmeler büyükşehir yöneticilerinin inisiyatifine bırakılmıştır. Bu bağlamda anakent belediyelerinin imar planlama konusundaki yetkileri artırılarak ilçe ve alt kademe belediyeleri aleyhine genişlemiştir. Bu durum imar ve planlama konusunda pek çok proje çalışmanın idari yargıya taşınmasına da sebep olmuştur. İmar ve planlama gibi çok boyutlu ve önemli bir konu hakkında gerçek yerel yönetimler olan ilçe ve alt kademe belediyelerinin yetkilerinin kısılması hizmette halka yakınlık ve yerel özerklik gibi pek çok ilke ile çelişmektedir.

[1] Bu konu ile ilgili mahkeme kararına çalışmanın 5/b bölümünde yer verilmiştir.

[2] Danıştay Altıncı Dairesinin E.1986/621, K.1986/809 kararı “3030 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin 42 nci maddesinde ise; Büyükşehir belediye başkanlarının, büyükşehir belediye meclisi ile ilçe belediye meclis kararlarını tetkikle aynen veya tadilen tasdik veyahut meclislerde tekrar görüşülmesini isteme görev ve yetkilerini kullanmada süreler, en çok 15 gündür. …Ancak bu Yönetmeliğin dayandığı 3030 sayılı Yasanın yukarıda açıklanan konuyla ilgisi 6. maddesi onaylama görevinin yerine getirilmesinde belli bir süre koşulu öngörmemektedir. Bu durum ise yönetmelikte doldurulması gereken bir boşluk anlamında olmayıp, idareye hizmet gereklerine ve işin özelliğine göre değişken bir süre içinde inceleme yapma olanağının tanınması anlamındadır. Ayrıca normal hiyerarşisinde Yasalar yönetmeliklerden önde geldiğine göre, yasada öngörülmeyen hak düşürücü bir sürenin yönetmelikle getirilmesi, yönetmeliklerin yasalara aykırı kurallar içermeyeceği ilkesine aykırı düşeceğinden ve yönetmeliğin 42. maddesinin 3030 sayılı Yasanın 21. maddesi uyarınca İmar Kanununun 29. maddesindeki süreye bağlı olmama kuralını yürürlükten kaldırıldığı düşünülemeyeceğinden, imar planı değişikliğine ilişkin meclis kararlarının yönetmeliğin 42. maddesinde öngörülen 15 günlük süre içinde incelenmemiş olması halinde planın kesinleştiğinden söz edilemez.”.

[3] Danıştay Altıncı Dairesi, Esas No: 1997/306 Karar No: 1997/5921.

[4] Danıştay Altıncı Dairesinin Esas No: 1999/3541 Karar No: 2000/749 kararında “…yasa hükümleri uyarınca büyükşehir belediyelerine 1/5000 ölçekli nazım imar planı yapmak ve ilçe belediyelerince yapılan 1/1000 ölçekli uygulama imar planını onaylamak dışında herhangi bir planı yapmak ya da onaylamak yetkisi verilmemiştir” görüşü yer almaktadır.

[5] Arif Erençin, “Büyükşehirlerde Belediyeler Arası İlişkilerin Yenilenen Yapısı,” Mülkiye Dergisi, C.XXIX, S.246, s.126-127.

[6] TBMM, Erişim: 12/12/2008, <http://www2.tbmm.gov.tr/d22/1/1-0768.pdf>.

[7] Danıştay Altıncı Dairesi, Esas No: 2002-5591 Karar No: 2004-1595.

[8] Ankara 10. İdare Mahkemesi, Esas No: 2005/2645, Karar No: 2006/1111.

[9] Ankara 5. İdare Mahkemesi, Esas No: 2004-461, Karar No: 2005-48 kararı.

[10] Ankara 7. İdare Mahkemesi,  Esas No: 2007-796, Karar No: 2008-817.

[11] Ankara 7. İdare Mahkemesi,  Esas No: 2007-186 Karar No: 2008-1206.

[12] Ankara 7. İdare Mahkemesi, Esas No: 2007-289 Karar No: 2007-2559.

[13] Ankara 7. İdare Mahkemesi, Esas No: 2008-317.

[14] Ankara 5. İdare Mahkemesi, Esas No: 2008-1150.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.