Kamu Yönetiminde Etik


Hazırlayan

Hüseyin YILDIZ

Ankara – 2008


Kamu Yönetiminde Etik

Eski Yunanca’da “ethos” kelimesinden türetilen etik terimi, “karakter” anlamına gelmektedir. Felsefenin ana dallarından biri olan etik, bir kişinin veya grubun değerleri ve normları ile ilgilenir. Etik; doğru – yanlış, iyi – kötü ve sorumluluk gibi değer yargılarını inceler. Etiğin amacı, insanın bireysel ve toplumsal yaşamdaki ahlaki davranışları ile ilgili sorunları incelemek, iyi ve doğru hareketin ne olduğunu araştırmak, iyi insan olmanın gerektirdiği özellikleri ve bireyin davranışlarını belirleyen ve sınırlayan kuralları temellendirmek, ahlakın ana öğeleri olan iyilik, kötülük, erdem, mutluluk, ahlaki kişilik, onurlu yaşama vb. kavramları belirleyip yorumlamak, başka bir ifade ile ahlakın teorisini kurmak olarak açıklanmaktadır.[1]

Ahlak (morality) ile etik kavramlarının birçok noktada çakışmakta olduğu ve aynı anlamda kullanıldığı görülmekle beraber aralarında içerik farkı bulunmaktadır. “Morality”, Yunan dilinde “adet, gelenek, görenek” anlamına gelmektedir. Etik, kavramsal ve soyut bir bakış açısıyla, davranışların doğru ve yanlış temelinde kuramsal yönünü incelerken; ahlak, pratiğe yönelik bir bakış açısıyla, günlük yaşamda bireylerin tutum ve davranışlarını etkileyen toplumsal değerler, kurallar ve ödevler bütününü ifade etmektedir.[2] Ahlaki değerler ve kurallar kişilere, toplumlara, bölgesel, ulusal değerlere ve başta görgü olmak üzere ekonomik, kültürel, eğitim düzeyi ve din gibi öğelere bağlı olarak farklılıklar gösterebilmekte; etik değerler ise daha evrensel olarak kabul görmektedir.[3]

1970’li yıllardan itibaren ekonomik, siyasal, toplumsal ve kültürel alanlarda ortaya çıkan değişimler kamu yönetimi alanını da değişime zorlamıştır. Bu değişim karşısında çağın gereklerine cevap veremeyen geleneksel yönetim anlayışı yerini yeni kamu yönetimi anlayışına bırakmıştır. Yeni kamu yönetimi anlayışının ortaya çıkmasında etkisi olan ve “3E” ile ifade edilen iktisat, etkinlik ve verimlilik (economy, effectiveness, efficiency) ilkeleri parayı doğru ve gereği gibi kullanma düşüncesini kamu yönetim alanında ön plana çıkarmıştır. Ancak, kamu yönetimi alanının bu ilkeler etrafında örgütlenmesinin bazı sorunları çözmede yetersiz kaldığı gözlemlenmiştir. Bu itibarla, “3E”nin eksik kalan yönünün dördüncü “E” olan “etik” kavramı ile tamamlanabileceği düşüncesi kamu yönetimi disiplininin gündemine girmiştir.

Artan kaynak kısıtlamaları ile birlikte daha fazla kamu gözetimi ve vatandaşların daha yoğun talepleriyle karşı karşıya kalınması, yetki ve sorumlulukların alt birimlerle paylaşılması ve daha geniş takdir yetkisine sahip olunması, kamu sektörünün ticarileşmesi, değişen kamu-özel sektör etkileşimi ve yeni hesap verme düzenlemeleri dolayısıyla yeni işlev ve sorumlulukların üstlenilmesi gibi değişen bir kamu yönetimi ortamında yönetsel faaliyetlerin yürütülmesinde yeni yöntemlerin benimsenmesi gerekmiştir. Benimsenen yeni yöntemlerin kamusal faaliyetlerde etkinlik ve etkililik bakımından olumlu dönüşleri olmakla birlikte etik ve davranış kuralları üzerinde beklenmeyen etkileri görülebilir. Bu beklenmeyen etkiler, kamu çalışanlarının kendilerini çıkar veya hedeflerin çatıştığı ve nasıl davranmaları gerektiğine ilişkin çok az bir yönlendirmenin olduğu bir ortamda bulmalarından kaynaklanabilir.[4]

Gerek “güven açığı olarak ifade edilen vatandaşların devlete karşı olan güvenlerinin azalması durumu, gerek devletin halka karşı sorumluluğunun esas itibariyle bir etik sorumluluk olması ve gerekse YKY anlayışının bir unsuru olan iyi yönetişimin ancak sağlam bir etik altyapıya sahip devlet yapısında gerçekleştirilebileceği düşüncesi “yönetsel etik” ya da “kamu yönetimi etiği” olgusunu günümüzde ön plana çıkarmıştır. Yönetsel etik, yönetsel kurum ve kuruluşların her türlü eylem ve işlemlerinde hem önlenmesi gereken istenmeyen davranış biçimlerinden, hem de teşvik edilen olumlu davranışları içeren bir dizi ilke ve standartlardan oluşmaktadır.[5]

OECD’nin üye ülkelere yönelik “Kamu Hizmetinde Etik Yönetim Prensipleri”[6] başlıklı tavsiye kararında üye ülkelerin farklı siyasi, kültürel ve idari çevrelere sahip olduğu ancak, benzer etik zorluklarla yüz yüze geldikleri ve üye ülkelerin kendi siyasi, idari ve kültürel durumlarını etkili bir etik yönetim sistemi ile bütünleştirirken ortak bir referansa ihtiyaç duydukları belirtilmiştir. Yönetsel etik kavramının anlaşılmasına da yardımcı olacak olan bu ortak referans, aşağıda sıralanan prensiplerden oluşmaktadır:

  1. Kamu hizmetlerinde etik standartlar açık ve anlaşılır olmalıdır.
  2. Etik standartlar yasal düzenlemelere yansıtılmalıdır.
  3. Kamu görevlileri için etik kılavuz kullanılmalıdır.
  4. Kamu görevlilerinin kendilerine karşı yapılan haksız eylemlere karşı hak ve yükümlülüklerini bilmeleri gerekir.
  5. Etik konusundaki politik yorumlar, kamu görevlilerini etik bakımdan teşvik edici olmalıdır.
  6. Karar alma süreci şeffaf ve incelemeye açık olmalıdır.
  7. Kamu ve özel sektör arasındaki etkileşim esasları açık olmalıdır.
  8. Yöneticiler etik davranışlar sergilemeli ve bunu teşvik etmelidirler.
  9. Yönetimin politikaları, prosedürleri ve uygulamaları etik davranışı teşvik etmelidir.
  10. Kamu hizmeti koşulları ve insan kaynakları yönetimi etik davranışı teşvik etmelidir.
  11. Kamu hizmetlerinde uygun hesap verebilirlik mekanizmaları oluşturulmalıdır.
  12. Suistimallerle mücadele için uygun prosedürler ve cezalar var olmalıdır.

Olumsuz davranışları önlemeye ya da olumlu davranışları teşvik etmeye yönelik araç ve süreçlerden oluşan bir “etik altyapı”nın sekiz unsuru bulunmaktadır. Bunlar; denetim işlevi ile ilgili bağımsız incelemeyi mümkün kılan hukuki çerçeve, etkili hesap verebilirlik mekanizmaları ve kamuoyunun katılımı ve denetimi unsurları, yönlendirme işlevi ile ilgili siyasi liderlerin kararlılığı ve bunun kamuoyuna anlatılması, değerleri ve standartları ifade eden davranış kuralları ve eğitim gibi mesleki sosyalleştirme mekanizmaları unsurları; yönetim işlevi ile ilgili etkili insan kaynakları politikalarına dayanan olumlu kamu hizmeti koşulları ve mevcut bir merkezi yönetim kuruluşu, daire ya da kurum veya özel bir etik kuruluşu tarafından sağlanan eşgüdüm unsurlarıdır. Birbirinden bağımsız olan bu unsur ve işlevlerin, etkili ve iyi işleyen bir etik altyapı için etkileşim içinde olması gerekmektedir.[7]

Etik altyapının unsurlarından biri olan hesap verebilirlik mekanizmaları, inceleme ve değerlendirmeye imkan veren açık bir yönetim çerçevesi sağlayarak etik altyapının yerleşmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Hesap verebilirlik mekanizmaları, kamu yönetiminde işlerin doğru olarak yapıldığının kontrolünde ve sonuç alınmasında yönlendirme sağlamakta ve etik dışı faaliyetleri güçleştirip bunların ortaya çıkarılmalarını kolaylaştırarak çelişen sorumluluklar ve hedefler arasında karar vermeye çalışan kamu çalışanlarına yol göstermektedirler.[8]

 

 

[1] Ahmet Nohutçu, “Etik ve Kamu Yönetimi,” Çağdaş Kamu Yönetimi II, Ankara: Nobel Yayınları, 2004, s.390-391.

[2] Ahmet Nohutçu, a.g.m., s.391.

[3] TÜSİAD, Devlette Etikten Etik Devlete: Kamu Yönetiminde Etik – Kavramsal Çerçeve ve Uluslararası Uygulamalar, İstanbul: Kasım 2005, C.1, s.50.

[4] OECD, Kamu Hizmetinde Etik – Güncel Konular ve Uygulama, TÜSİAD, 2003, s.11.

[5] Ahmet Nohutçu, a.g.m., s.393.

[6] OECD, “Principles for Managing Ethics in the Public Service,” PUMA Policy Brief No.4, May 1998, <http://www.oecd.org/dataoecd/60/13/1899138.pdf>, (11 Eylül 2007).

[7] OECD, Kamu Hizmetinde Etik – Güncel Konular ve Uygulama, a.g.e., s.39.

[8] OECD, Kamu Hizmetinde Etik – Güncel Konular ve Uygulama, a.g.e., s.47.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.