Hesap Verebilirlik Kavramı


Hazırlayan

Hüseyin YILDIZ

Ankara – 2008


HESAP VEREBİLİRLİK KAVRAMI

1929 Dünya Ekonomik Bunalımı sonrasında Keynesyen iktisat anlayışı, klasik iktisat anlayışının yerini almaya başlamıştır. Klasik iktisat anlayışının temel argümanı olan “piyasanın görünmez eli”nin büyük krizlerin yaşandığı durumlarda çalışmaması nedeniyle devletin ekonomiye müdahale etmesi gerektiğini savunan Keynesyen iktisat anlayışı gelişmiş ülkeler nezdinde yaygın olarak kabul görmeye başlamıştır. Keynesyen iktisat anlayışının benimsenmesi, İkinci Dünya Savaşı sonrasında refah devletini ortaya çıkarmış ve devletin ekonomik ve toplumsal hayata olan müdahalesini artırmıştır. Devlet aygıtının 1970’li yıllarda üst üste yaşanan petrol krizleri sonrasında ortaya çıkan büyük mali kriz karşısında yetersiz kalması neticesinde, 1980’li yıllarda devletin faaliyet alanının sınırlandırılarak ekonomik ve toplumsal hayata müdahalesinin azaltılması ve özelleştirme uygulamalarına gidilmesi düşünceleri kabul görmeye başlamıştır. Devletin ekonomik ve sosyal hayatta üstlendiği işlevlerde yaşanan bu değişiklik, kamu yönetimi alanında da değişime gidilmesini bir ihtiyaç olarak ortaya çıkarmıştır.

Etkin ve verimli bir devlet aygıtı; siyasi istikrarın, rekabetçi piyasaların, sosyal politikaların, hukukun üstünlüğünün ve gelişmekte olan dünyada canlı bir ekonomik büyüme için gerekli olan altyapı yatırımlarının sağlanmasında önemli bir yere sahiptir. Küreselleşen dünyada ekonomik başarının sadece devletin küçültülmesi ile sağlanacağının düşünülmesi bir hata olarak görülmektedir. Aslında, küresel üretim zincirleri ve hızlı iletişim imkanları devletin rolünün dönüştürülmesini ve yeniden yapılandırılmasını talep etmektedir. Günümüzde kalkınmakta olan devletlerin çoğunluğu kapasitelerini artırmalarına yönünde baskı altında bulunmaktadırlar. Çağdaş küreselleşme ve piyasa liberalizasyonu dönemi hiçbir şekilde devletin sonu anlamına gelmemektedir. Devletin kurumsal, teknik, idari ve siyasi kapasiteleri daha önce olduğu gibi günümüzde de önemlidir. Gelişmekte olan ülkelerde iyi yönetim, başarılı bir ekonomik büyüme için gerekli bir önkoşul olmaya devam etmektedir. Devletin dört temel kapasitesini güçlendirmenin en etkili yollarından biri, dürüst, etkin ve verimli (başka bir deyişle hesap verebilir) bir bürokratik aygıtın oluşturulmasıdır. İyi yönetimi garanti eden ana unsur kamu görevlilerinin hesap verebilir olmasıdır.[1]

 İyi yönetişim ilkelerinden biri olan hesap verebilirlik (accountability), 1980’li yıllardan bu yana neo-liberal politikaların başlıca vurgu alanlarından birini oluşturmuş ve Yeni Kamu Yönetimi, yönetişim gibi yaklaşımlar bağlamında da kamu yönetimi yazınında yoğun biçimde kullanılmaya başlanmıştır. Son yıllarda kamu yönetimi reformu, yönetimde değişim, yönetimin yeniden yapılandırılması gibi değişik adlar altında karşımıza çıkan çalışmalar içerisinde önemli konuların başında yer alan hesap verebilirlik, kamusal gücün tek elde toplanarak kötüye kullanılmasının önlenmesi, kamusal kaynakların hukuka uygun ve yerinde kullanılmasının güvence altına alınması, ayrıca yönetimin vatandaşların istek ve beklentilerine uygun şekilde hareket etmesi böylece vatandaşların devlete duyduğu güvenin artırılması için her yönetimde bulunması gereken temel bir ilke olarak görülmüştür.[2] Hesap verebilirlik kavramı, kamu yönetiminde yeniden yapılanma çalışmalarının hem nihai hedefini oluşturmuş, hem de bu hedefe ulaşmak için yararlanılan bir araç olarak kullanılmıştır.

Hesap verebilirlik, farklı insanlarda farklı çağrışımlar yapan, karmaşık ve kapsamı genişletilmeye müsait bir kavramdır. Çağdaş kamu yönetimi yazınında çok sık kullanılan bu kavram, daha önceleri nadir olarak ve sınırlı bir anlamı ifade edecek şekilde kullanılmaktaydı. Günümüz Türk kamu yönetimi yazınında “hesap verilebilirlik”, “hesap verme yükümlülüğü” veya “hesap verme sorumluluğu” olarak da ifade edilen kavram, çok sık kullanılmaya ve kamu yönetimi alanında yürütülen çalışmalarda temel öncelik ve hedefler arasında sayılmaya başlanmıştır.

Kavramı tanımlamaya yönelik girişimlerin bir kısmı kavramın bir kimsenin başka bir otoriteye cevap verme, açıklamada bulunma ve raporlama sorumluluğu yönüne, bir kısmı yetki ve sorumluluk sahiplerinin sonuçlara ulaşmak bakımından performanslarının değerlendirilmesi yönüne ve bir diğer kısmı ise demokratik yönetimlerin özünde yer alan bir denetim yetkisi olma yönüne vurgu yapmaktadır.

Buna göre hesap verebilirlik kavramının, “bir cevap verme, açıklamada bulunma yükümlülüğü”[3], “kendilerine yetki verilenlerin ve kaynak tahsis edilenlerin bu yetki ve kaynakları ne kadar iyi kullandıklarını sergileme, raporlama sorumluluğu”[4], “üzerinde anlaşmaya varılmış beklentilerin ışığında, performansa yönelik sorumluluk üstlenme ve bunu açıklama yükümlülüğüne dayanan bir ilişki”[5], “bir kurumdaki görevlilerin yetki ve sorumlulukların kullanılması konusunda ilgili kişilere karşı cevap verebilir olma, bunlara yönelik eleştiri ve talepleri dikkate alarak bu yönde hareket etme ve bir başarısızlık, yetersizlik ya da hilekarlık durumunda sorumluluğu üzerine alma gerekliliği”[6], “özünde, bilgi alabilme, kontrol etme, yön verme, nihayetinde bireysel ve sosyal güven arayışı olan kavram”,[7] “kamu yönetiminde oluşturduğu zincir demokrasiler bakımından doğal ve son derece elzem bir ilişki”[8], “kararlaştırılmış beklentiler ışığında performans sorumluluğunu almak ve göstermek zorunluluğu üzerinde temellenen bir ilişki”[9] olarak tanımlandığı görülmektedir.

Bir hükümet politikası veya yönetim kavramı olan hesap verebilirlik, politikacıların ve kamu görevlilerinin faaliyetleri ile ilgili sorulara periyodik olarak cevap verme (cevap verebilirlik) zorunda oldukları ve kendilerine yetki verilenlerin bunun kullanımından sorumlu tutulmaları gerektiği anlamına gelmektedir. Etkili bir hesap verebilirlik için sorumluluğun sınırları kesin olarak oluşturulmalı ve sürekli olarak korunmalıdır. Hesap verebilirlik tedbirleri üç soruya yönelmelidir: “Kim hesap verecek?”, “Ne için hesap verilecek?” ve “Kime hesap verilecek?”. Hesap verebilirliğin tam anlamıyla uygulanabilmesi sağlamak için performansla ilgili tahmin edilebilir ve anlamlı sonuçlara ihtiyaç vardır. Kamu kesiminde her bir görevlinin kendi örgütü içinde ve dış denetim birimlerine hesap verebilirliği, çoğunlukla paranın nasıl harcandığı ve hangi sonuçlara ulaşıldığı ile ilgilidir. Demokratik sistemlerde bakanların parlamentoya karşı ve bunun da ötesinde kamuya genel hesap verme sorumlulukları çok önemlidir.[10]

Hesap verebilirlik, yetkilerin kullanılmasını ve/veya sorumlulukların yerine getirilmesini üstlenen bir kişinin, grubun veya örgütün yükümlülüğü ile de ilgilidir. Bu yükümlülük;[11]

  • Bir açıklama veya gerekçelendirme sağlanarak yetkinin kullanılması ve/veya yükümlülüklerin yerine getirilmesi ile ilgili cevap verme,
  • Bu uygulamanın ve yerine getirmenin sonuçlarının raporlanması ve
  • Bu sonuçlardan dolayı sorumluluk üstlenmeyi içermektedir.

Son yıllarda kamu yönetimi alanında önemli tartışma konularından biri olan hesap verebilirlik kavramı, özellikle Amerikan kamu yönetimi yazınında, demokrasi ile bürokrasinin uzlaştırılması bağlamında incelenmektedir. Genel olarak değişik hesap verme mekanizmalarının, gücün tek bir elde toplanıp özgürlükler için tehdit oluşturmaması ve yönetimin halkın istek ve arzuları doğrultusunda hareket etmesi için tartışma konusu yapıldığı görülmektedir.[12]

Hesap verebilirlik kavramının genel olarak, cevap verebilir olma, sorumluluk, şeffaflık, sonuçlara önem verme, raporlama yükümlülüğü, performans değerlendirme, denetim görevi, katılımcılık ve açıklık gibi kavramlar çerçevesinde değerlendirildiği görülmektedir. Bu sebeple, hesap verebilirlik kavramının ele alındığı bu bölümde öncelikle kavramın ortaya çıkışı ve diğer kavramlarla olan ilişkisi ele alınacak, daha sonra özelliklerinin neler olduğu, yönlendirici ilkelerin neler olduğu, hesap verebilirlik türleri, hesap verebilirlik döngüsü modeli ve uluslararası kuruluşların kavramı nasıl ele aldıkları açıklanmaya çalışılacaktır.

[1] World Bank, State-Society Synergy for Accountability, World Bank Working Papers No:30, 2004, s.3-7.

[2] DPT, Dokuzuncu Kalkınma Planı Kamuda İyi Yönetişim Özel İhtisas Komisyonu Raporu, Ankara: 2007, s.13.

[3] Hasan Baş, “Hesap Verme Sorumluluğu ve Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu,” s.3, <http://maliyesempozyumu.pamukkale.edu.tr/hasanbas.pdf>, (6 Haziran 2007).

[4] Erdoğan Kesim, “Bir Etik Davranış İlkesi Olarak Hesap Verebilirlik”, Siyasette ve Yönetimde Etik Sempozyumu Bildiriler Kitabı, Sakarya: 2005, s.269-270.

[5] Kanada Sayıştayı ve Kanada Hazine Kurulu, “Kamu Kesiminde Hesap Verme Sorumluluğu Uygulamalarının Modernizasyonu,” Çev. M.Hakan Özbaran, Sayıştay Bilgi Notları, s.3, <http://www.sayistay.gov.tr/yayin/elek/elekicerik/hesapsorum.pdf>, (Erişim: 22 Nisan 2007).

[6] UNDP, “Glossary of Key Terms,” Governance for Sustainable Human Development, s.1, (http://magnet.undp.org/policy/glossary.htm); naklen Nihal Samsun, “Hesap Verebilirlik ve İyi Yönetişim,” İyi Yönetişimin Temel Unsurları, Ankara: Maliye Bakanlığı Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı, Nisan 2003, s.18.

[7] Fatih Karaosmanoğlu, “Güvenlik Güçlerinin Demokratik Hesap Verebilirliği ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Satık vs. Türkiye Kararı,”   <http://www.geocities.com/fkaraosmanoglu/makaleler/mak2.htm>, (30 Nisan 2007).

[8] Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğü, “Hesap Verme Sorumluluğu ve Mali Saydamlık,” <http://www.muhasebat.gov.tr/muhasebe/reform/ref10.php>, (Erişim: 27 Nisan 2007).

[9] Will Artley, “Establishing Accountability for Performance,” The Performance-Based Management Handbook, Vol.3, Performance-Based Management Special Interest Group, s.5.

[10] OECD–SIGMA, “SIGMA External Audit & Financial Control Glossary,” s.5, <http://www.oecd.org/dataoecd/4/3/35079748.pdf>, (Erişim: 14 Eylül 2007).

[11] Will Artley, a.g.e., s.6.

[12] Asım Balcı, “Kamu Yönetiminde Hesap Verebilirlik Anlayışı,” Kamu Yönetiminde Çağdaş Yaklaşımlar, Ed. A. Balcı v.d., Ankara: Seçkin Yayıncılık, 2003, s.120.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.